Menopoz

Menopozun kelime anlamı olarak son adet demek olsa da temelde yumurtalık fonksiyonlarının durması anlamına gelir. Yumurtalık fonksiyonlarının bittiği ortalama 45-52 yaşları arasında bazı kadınlar sıcak basması, psikolojik sıkıntılar ve vaginada kuruma gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek sorunlar yaşayabilirler. Yumurtalık fonksiyonlarının bitmesiyle beraber kadında hormonal düzeylerde ciddi bir değişiklik olur. En önemli hormon olan estrogenin düşmesiyle hem psikolojik hemde vagina ve cildi etkileyen sorunlar ortaya çıkar.



Önce ciltte ve vaginada oluşan sorunlardan bahsedeli;. estrogen özellikle vagina ve cilt epitelinin güçlenmesini ve yenilenmesini sağlayan bir hormondur. Bu hormonun azalmasıyla beraber kuruluk gelişir. Cinsel eylem sırasında vaginanın kuru olması kadında ağrının artmasına neden olur. Ağrılı ilişki kadının cinsel eylemden kaçmasına ve bu da zaman içinde isteksizliğin yerleşmesine neden olur. Ayrıca orgazma ulaşmada zorluk ve uyarılmada sorun ortaya en sık çıkan sorunlardır.

Bununla beraber estrogen eksikliğinin ruh hali üzerine direk etkisi mevcuttur. Bazı kadınların menopoz döneminde depresyona eğilimleri artar. Ancak bu durumu tamamen hormonal değişiliklere bağlamak olsaı değildir. Bu dönemde yaşlanma ve başka hastalıklarında ortaya çıkması genel hali olumsuz etkileyen faktörlerdendir. Kadınlar cinsel çekiciliklerinin kalmadığını, kilo aldıklarını düşünebilirler. Özellikle erkek eşine psikolojik olarak destek olamıyorsa kadında stres artacaktır. Menopozla beraber cinsel sorun yaşayanların oranı %42’den %88 e çıkmıştır. Bu kadınlara sadece estrogen vermek sorunların tamamen ortadan kalkmasını sağlamayabilir. Buna ek olarak psikolojik destek ve eğitimin de rolü çok büyüktür, çünkü menopozdaki kadın ciddi psikolojik sorunla yaşayabilir, unutkanlık, yorgunluk ve depresyon sıkça gözlenebilir. Bu nedenle menopozda tedaviyi yorumlarken sadece hormonal tedaviyi anlatmak yeterli olmayacaktır. Menapoza giren kadınlara hormon vererek bu problemleri ortadan kaldırmak amacıyla özellikle son 20 yıldır yoğunlaşan çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan çalışmalardan alınan son sonuçlar menapoz tedavisi konusunda tartışmaları arttırmış ve tedaviyi kesin çizgilerle belirlemek zorlaşmıştır. Hormon tedavisinin yerine önerilen bazı “doğal kaynaklı estrogen” içeren ürünler ise tabloyu daha da karmaşık hale sokmuştur.

Yumurtalık fonksiyonlarının azaldığı ilk dönemlerde sıcak basması ve gerginlik şikayetlerini azaltmak amacıyla bir süre hormon tedavisinin (HT) kullanılması genel olarak kabul görmektedir. Ayrıca bu dönemde sağlıklı yaşam kurallarına uyulması; dengeli beslenme, sigara içmeme ve düzenli egzersiz yapma bu dönemin daha da rahat geçmesini sağlayabilir. Ancak tedavinin ne kadar süre devam edeceği tartışılan bir konudur. Önceki yıllarda kemik erimesini engellemek ve kalb hastalığı riskini azaltmak amacıyla HTnin ömrün sonuna kadar devam etmesi önerilirken son çalışmalarla birlikte bu değişikliğe uğramıştır. Özellikle daha önceki bulguların aksine hormon tedavisinin kalb hastalığını engellemediği belirlenmiştir.

Hormon tedavisinin diğer bir yararı kemik erimesini engellemesidir. İlaç kullanan kadınlarda kemik erimesi daha az olmaktadır. Hormon tedavisinin yan etkileri gözönüne alınarak kemik erimesini engellemek amacıyla başka tedavi yöntemleri üzerinde de çalışılmaktadır.

Hormon tedavisiyle ilgili en büyük tartışmalar meme kanseri üzerine olan etkileri nedeniyle çıkmaktadır. Yine son çalışmalarda uzun süre (5 yıldan daha fazla) hormon tedavisi kullananlarda meme kanseri riskinin bir miktar arttığı (5-6/10.000 oranında) ortaya çıkmıştır. Ancak yakından izlenen hastalarda meme kanserinden ölüm oranları artmamıştır. Diğer bir deyişle bu hastalar yakndan izlendiği için meme kanseri erken yakalanarak tedavi edilebilmektedir.

Tüm bunlar biraraya getirildiğinde hormon tedavisinin, erken dönem şikayetleri olan hastalarda kullanılabileceği ortaya çıkmaktadır. Ancak uzun süre kullanım mutlaka doktor kontrolunda yapılmalı ve düzenli meme grafileri çekilerek izlenmelidir. 5 yıldan uzun süre kullanım ise hastaya detaylı olarak anlatılmalı ve yarar-zararlar tartışılıp uygun bir yol seçilmelidir.

:

Lipid profili üzerinde etkisi:
Yaklaşık olarak tüm etkinin %25-30 ‘unun lipid profili üzerindeki değişimlere bağlı olduğu belirtilmektedir. Hormon tedavisi (estrogen + progestagen) HDL’yi yaklaşık %10 artırır, LDL’yi ise %11 oranında azaltır. Oral estrogenlerin lipid profili üzerine tek başına etkileri daha olumludur, ancak progestagenlerin eklenmesi özellikle HDL’deki artışı azaltmaktadır. Estrogenlerin kullanım yollarıda etki bakımından farklılıklar göstermektedir. Oral estrogenler trigliserid düzeyini artırırken, transdermal estrogenler trigliserid düzeyini düşürmektedir. Estrogen tek başına lipoprotein(a) düzeyini yaklaşık %20 düşürmektedir. Selektif estrogen reseptör modulatörleri (SERM) LDL’yi %11-15 azaltmakta ancak HDL’yi etkilememektedir. Raloksifenin de Lp(a) üzerine etkisi çok zayıftır. Dolayısıyla SERM lerin kalb hastalığı riskini önlemedeki etkileri henüz açıklığa kavuşmamıştır. Tibolon ise HDL yi düşürmektedir kalb hastalığı riski üzerine etkisi bilinmemektedir.

Estrogenin damar duvarındaki reseptörler üzerine etki ederek prostasiklin üretimini artırdığı, trombositlerin biraraya gelmesini inhibe ettiği ve damarı gevşettiği ileri sürülmüştür.Ancak koroner arterler üzerine kan akımını artırdığına dair kesin kanıt yoktur.

Damarın kolesterol depolamasını azaltır

Kalb kası üzerine olumlu etki


Ancak daha sonra yapılan klinik çalışmalar yukarda öne sürülen tezleri desteklememiş ve hormon tedavisinin kalb hastalığını önlemediği görülmüştür.

Son veriler ışığında Uluslararası Menopoz Derneği ve Kuzey Amerika Menopoz Derneği tarafından aşağıdaki öneriler yapılmaktadır:

Menopoz semptomlarının (sıcak basması, sıkıntı vs.) giderilmesi için hormontedavisi kullanılabilir.

Tek başına estrogen ya da progesteronle beraber estrogen kullanımının kalb hastalığını önlediğine dair net bir kanıt yoktur. Yeterli bilgi ortaya çıkana kalb hastalığını önleme amacıyla kullanılmamalıdırlar.

Hormon tedavisi uygulaması hiperlipidemi olgularında ilk kullanılacak ajan değildir, statinler ile kombine edilebilir.

Hormon tedavisinden önce kan basıncı ölçülmesi ve lipid düzeylerinin saptanması rutin pratikte yer almalıdır. Böylece kullanması planlanan kadında tahmini risk değerlendirilmiş olur.

Menopozda eğer kadının rahmi yoksa (daha önce ameliyat olup rahmini aldıranlarda) sadece estrogen kullanılması yeterlidir, progesteron eklemeye gerek yoktur. Ancak rahimi olan kadınlarda estrogen ve progesteron birlikte verilmelidir, çünkü progesteron verilmezse kadında estrogen uyarısına bağlı rahim içi tabakada kalınlaşma ve kansere okadar gidebilecek değişiklikler olur. Estrogen ve progesteron ağızdan (oral) alınabileceği gibi deri üzerine yapıştırılan bantlar ve ele sürülen jel de kullanılabilir. Bunların brinin diğerine üstünlüğü net olarak gösterilememiştir. Kullanım süresi ise yukarda açıklandığı gibi kesin belli değildir, kadının durumu ve şikayetleri gözönüne alınarak değerlendirme yapılmalıdır.

Hormon tedavisi kullanılırken eğer estrogen ve progesteron hergün sürekli alınırsa kanama bir süre sonra görülmez ancak düzenli aralıklarla alınırsa düzenli adet kanamaları da görülecektir. Hormon tedavisi ilaçları mutlaka doktor kontrolunda kullanılmalıdır.